Sivas’ın eski fotoğraflarına uzun süre bakarsanız, kale tepesinde dikilen altı köşeli, üç kademeli ahşap bir kulenin hayaletini görürsünüz; ya da en azından hayal edersiniz. Sivas Kalesi Saat Kulesi, şehrin üzerinden iki saatlik yürüme mesafesine kadar işitilebilen dev bir çan sesinin kaynağıydı. 1803 yılında Alaaddin Paşa tarafından yaptırılan bu yapı, onlarca yıl boyunca ekmekçinin fırını açma vaktini, köylünün tarladan dönüş saatini ve çarşı esnafının kapanış anını belirleyen tek referans noktasıydı. Bugün ise o kule yok; geriye yalnızca dört farklı kaynakta dağınık biçimde korunan anlatımlar, Sivas Şeriye Sicili’nin sararmış sayfaları ve zihinlerde tüten bir merak kalmıştır.
Bu yazı, mevcut olmayan bir yapıyı belgelerden ve tanık anlatımlarından yeniden inşa etme çabasıdır. Hem bir mimari kayıp kaydı hem de Osmanlı döneminin kamu hizmeti anlayışının somut bir örneği olan bu kulenin hikâyesini, elimizdeki tüm kaynakları harmanlayarak aktarmak istedik.
1803
İnşaat yılı (tahmini)
~12m
Yaklaşık yükseklik
6
Köşeli kule formu
2 sa.
Çan sesinin erişim mesafesi
🚫
Günümüzdeki Durum: Yapı Mevcut Değil
Sivas İli Merkezi’nde, II. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli Sivas Kalesi’nin üzerinde yer alan Saat Kulesi günümüzde tamamen ortadan kalkmıştır. Alanda herhangi bir kalıntı ya da iz tespit edilmemiştir.
🏛
Kültür Kaynağı
Sivas Kültür Envanteri
Sivas’ın kayıp ve yaşayan mimari mirasına dair kapsamlı dijital envanter ve arşiv platformu.
→
Sivas Kalesi Saat Kulesi: Tarihin İçindeki Yeri
Osmanlı kentlerinde saat kulesi, salt bir zaman göstergesi değildi. Saat kulesi; beledî otoritenin halkla kurduğu en somut fiziksel iletişim biçimiydi. II. Abdülhamid döneminin ünlü saat kulesi yaptırma politikası Anadolu’nun dört bir yanına bu yapıları dağıtmadan çok önce, bazı Osmanlı paşaları kendi inisiyatifleriyle bu hizmeti yerel halka sunmuşlardı. Sivas’taki Alaaddin Paşa da bunlardan biriydi.
Sivas Kalesi, bugün II. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli olmakla birlikte tarih boyunca şehrin kalbi işlevi gördü. Yukarı Toprakkale olarak da bilinen bu kale burnunda yükselen saat kulesi, hem sembolik hem işlevsel bir anlam taşıyordu: şehrin en yüksek noktasından, tüm mahallelere ve çevre köylere eşit mesafede bir ses yayıyordu.
“Bu saatte yalnız Sivas ve Sivastakiler değil iki saatlik yerdekiler bile işiten yolcu ve yolakçılar da vakitlerini işlerini ayarlarlar.”
— İbrahim Olcaytu, dönemin gözlemcisi
Bu alıntı, kulenin ne ölçüde işlevsel olduğunu en yalın biçimde ortaya koyar. İki saatlik yürüme mesafesi, düz arazide yaklaşık 10 kilometreye karşılık gelir. Saatte bir vuran büyük tokmağın ürettiği sesin bu mesafeye ulaşması, yapının konumunun ve çan mekanizmasının ne denli özenle seçildiğini gösterir.
Sivas Kalesi Saat Kulesi’nin Mimari Özellikleri
Yapıya ait en ayrıntılı tanım, Kadir Üredi’nin kaleme aldığı betimlemeden gelmektedir. Bu tanım; malzeme, form, renk ve boyutlar açısından oldukça ayrıntılıdır ve dönemin yerel yapım geleneğine dair ipuçları taşır.
📖 Birincil Kaynak Aktarımı
Kadir Üredi — Mimari Tanım
“…Günümüzdeki Kale gazinosunun on on beş metre kadar doğusunda, kale surlarının bitim noktasındaki arazinin eğik konumuna göre yerden bir ila üç metre yüksekliğinde, kale surlarının kalıntıları üzerine inşa edilen çam ağaçlarından tapanlarla sağlamlaştırılan zemin üzerine altı köşeli, üç kademeli, her kademe diğerinden bağımsız olarak daralan on on iki metre kadar yüksekliğindeydi. Dış cepheleri kalın tahtalarla kaplanmış, güney yönünde ağaçtan yapılmış bir kapısı, alt ve orta kademelerde üçer penceresi, kademeler arasındaki genişlikler sac kaplamalı saat çanının bağlandığı üçüncü kademenin çevresi açık bırakılmıştır. Zirvedeki bayrak direği dört yönden demir çubuklarla üçüncü kademenin çatısına tutturulmuştur. İçeresinde kalın direklerle takviye edilen kule, açık mavi veya kurşini renge boyanmıştı. Dakika ve saati gösteren akrep, yelkovan ve kadranı olmayan bir sistemle çalışan saat zamanı her saat başı örneğin, bir ise bir defa on ise on defa kocaman tokmağını çana vurarak belirlerdi.”
Bu tanıma dayalı olarak kulenin temel mimari özelliklerini üç ana başlıkta özetleyebiliriz:
🏗
Yapı Sistemi
Çam ağacından yapılmış tapanlarla güçlendirilen kale surları kalıntısı üzerine oturuyordu. Dış kaplama kalın tahta, taşıyıcılar ağır direklerden oluşuyordu. Tamamen ahşap bir yapı geleneğinin ürünüydü.
📐
Form ve Boyut
Altı köşeli ve üç kademeli plan; her kademe bir öncekinden bağımsız olarak daralan piramidal bir form. Toplam yükseklik yaklaşık 10–12 metre; zemine göre 1–3 metre ek yükseklik kazancı.
🔔
Saat Mekanizması
Kadran, akrep veya yelkovan bulunmuyordu. Saat, tokmakla çana vurma sayısıyla anlaşılırdı: biri bir kez, onu on kez. Saat çanı sac kaplı üçüncü kademeye bağlıydı, bu kademin çevresi kasıtlı olarak açık bırakılmıştı.
✦
Az Bilineni: Türkiye’deki Eşsiz Mekanizma
Kadran ve akrep içermeyen, yalnızca çan vuruşuyla zaman bildiren bu sistem “çan saati” (striking clock) olarak bilinir. Anadolu’da bu formun uygulandığı belgelenmiş örnekler son derece azdır. Sivas’taki uygulama, tahta malzeme kullanımı ve altı köşeli form açısından bölgeye özgü yerel bir çözümü yansıtır.
Kaynaklarda Sivas Kalesi Saat Kulesi
Kuleden günümüze herhangi bir fotoğraf ya da çizim ulaşmamıştır. Bilgilerimiz tamamen yazılı kaynaklara dayanmaktadır. Bu kaynakların her biri birbirini tamamlar nitelikte olmakla birlikte yapının inşa tarihinde küçük tutarsızlıklar dikkat çeker.
📖 Kaynak 2
Ömer Demirel
“…1814 tarihinde Alaüddin Paşanın yaptırdığı Saat Kulesi’de bu kale burçlarındadır.”
📖 Kaynak 3
Oğuz Ceylan — Kale ve Surları ile Tarihte Sivas
“…Özellikle 19. yüzyılda Sivas’tan geçen Mordmann D.A’nın ve I. Hakkı R. Nafız’ın Sivas Şehri adlı eserinde Topraktepe denilen Yukarı Kalede bir saat kulesinin bulunduğu dikkatimizi çekti ve yukarıda bir saat kulesi ve içinde büyük bir çan vardır.”
📖 Kaynak 4
İbrahim Olcaytu
“…Sivas Kalesindeki saat bir paratoner çekiminde, uzak ve yakın yerdekilerin dikkatini çeker. Türk yumruğu gücünü andıran koca tokmak, saatte bir çanın kaburgasına indikçe, çığlıklarını duymayan kalmazdı. Bu saatte yalnız Sivas ve Sivastakiler değil iki saatlik yerdekiler bile işiten yolcu ve yolakçılar da vakitlerini işlerini ayarlarlar. Bu saat pek de genç değildir. Bir buçuk yüzyıla yakın bir ömür yaşamıştır.”
⚠️
Tarih Tutarsızlığı Neden Var?
Üredi ve Ceylan yapım yılını 1803 civarına tarihlerken, Demirel 1814’ten söz eder. Sivas Şeriye Sicili’ndeki 1815 ve 1816 tarihli vakfiye kayıtları ise yapının o dönemde işlevsel olduğunu kesin biçimde kanıtlar. Muhtemelen inşaat ve vakfın resmîleşmesi birkaç yıllık bir sürece yayılmıştır.
Osmanlı Vakıf Sistemi ve Saat Kulesi’nin Finansmanı
Sivas Kalesi Saat Kulesi’ni sıradan bir kamu yapısından ayıran en önemli özellik, finansmanının belgelenmiş olmasıdır. Sivas Şeriye Sicili’ndeki 367 numaralı ve 4 Şubat 1904 tarihli belge, kulenin bakımının vakıf gelirleriyle sağlandığını kayıt altına almıştır.
“…Alaaddin Paşa Vakfiyesine 27 Ramazan 1230 / 2 Eylül 1815 tarihli bir kıta vakfiye gereğince Yıldızeli Kazası Ozmuş Köyü ile Hafik Kazası Oğnavit Köyünde bulunan iki bab ve 1 Rebüevvel 1231 / 31 Ocak 1816 tarihli vakfiye hamişi gereğince de ilk vakfiyesine ilave ve ilhak edilen Hafik Kazası Bahçecik Köyünde 2 bab değirmen ve Tuzhisar Köyünde bulunan 3 bab değirmenin icrasından hasıl olan para Yukarı Toprakkale burcunda vakıf-ı müşarun ileyhin bina ve tesis eylediği çalar saatin gerek damına gerek hizmet eden üstada her ne marif olunur ise karşılama ve usta ücreti mütevelli re’yi ile gerek ay be ay ve gerek sene be sene ödeme yapıla.”
Kaynak: Sivas Şeriye Sicili, Sicil No: 367, Sivas İl Arşivi
Bu belge, Osmanlı vakıf sisteminin işleyişine dair son derece aydınlatıcı bir örnek sunar. Alaaddin Paşa, saat kulesinin bakımını salt beledî bütçeye bırakmak yerine özel bir vakıf düzeneği kurmuştu. Yıldızeli ve Hafik kazalarındaki değirmenlerin kira gelirleri, hem kulenin çatı onarımlarını hem de saatin bakımından sorumlu ustanın ücretini karşılıyordu.
⚙️
Vakfın Kapsamı
Yıldızeli + Hafik’te 2, Bahçecik’te 2, Tuzhisar’da 3 değirmen — toplam 7 değirmen geliri yalnızca bu kulenin bakımına tahsis edilmişti.
📋
Ödeme Esnekliği
Usta ücreti mütevellinin kararıyla aylık ya da yıllık ödenebiliyordu. Bu esneklik, modern iş sözleşmelerindeki değişken ödeme sisteminin 200 yıl önceki örneğidir.
🗓
Belgenin Tarihi
1904 tarihli bu belge, yapının inşasından en az 89 yıl sonra düzenlenmiştir. Kulenin o tarihe kadar hâlâ işlevsel olduğunun kanıtıdır.
Sivas Kalesi Saat Kulesi’nin Kronolojisi
1803
İnşaat (Tahmini)
Alaaddin Paşa tarafından Sivas Kalesi’nin Yukarı Toprakkale burcu üzerine inşa ettirildi. Bazı kaynaklarda 1814 tarihi de geçmektedir; inşaatın birkaç yıla yayılmış olması ihtimali de göz ardı edilmemelidir.
1815
Vakfiyenin Resmîleşmesi
27 Ramazan 1230 / 2 Eylül 1815 tarihli vakfiye ile Yıldızeli ve Hafik’teki değirmenler saat kulesinin bakımına tahsis edildi.
1816
Vakfiye Eki (Hamişi)
1 Rebüevvel 1231 / 31 Ocak 1816 tarihli ek vakfiye ile Bahçecik ve Tuzhisar’daki değirmenler de vakfa dahil edildi; toplam 7 değirmen geliri güvence altına alındı.
19. yy
İşlevsel Dönem
Mordmann ve Nafız’ın gözlemlerine göre kule tüm 19. yüzyıl boyunca aktif olarak kullanıldı; Olcaytu’nun “bir buçuk yüzyıla yakın ömür” ifadesi de bu dönemi kapsar.
1904
Şeriye Sicili Kaydı
4 Şubat 1904 tarihli Şeriye Sicili belgesiyle vakfın işleyişi bir kez daha kayıt altına alındı. Yapının bu tarihte hâlâ faal olduğu anlaşılıyor.
?
Yıkım / Ortadan Kaybolma
Yapının ne zaman ve nasıl ortadan kalktığı bilinmemektedir. Ahşap malzeme, yangın, ihmal veya yıkım gibi pek çok neden söz konusu olabilir. Bugün alanda herhangi bir iz yoktur.
Türkiye’deki Saat Kuleleri Listesindeki Yeri
Vikipedi’nin “Türkiye’deki Saat Kuleleri Listesi” sayfasında Sivas Jandarma Kışlası Saat Kulesi ile birlikte Sivas’ın bu önemli yapısına da atıfta bulunulmaktadır. Sivas Kalesi Saat Kulesi, günümüzde mevcut olmayan Osmanlı dönemi saat kuleleri arasında belgelenmesi en zor örneklerden biridir; zira kadransız ve yalnızca ses tabanlı çalışan mekanizması onu diğer örneklerden kökten ayırır.
ℹ️
Türkiye’deki Benzer Örneklerle Karşılaştırma
Niğde, Sinop ve Zile saat kuleleri de tarihi kalelerin üzerinde yükselen örnekler arasında sayılmaktadır. Ancak bu yapıların tamamı klasik kadran-akrep sistemlidir. Sivas’taki yalnızca çan vuruşuyla çalışan sistem, bu sebeple Anadolu’da son derece az görülen özgün bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.
📚
Kaynak — Wikipedia
Türkiye’deki Saat Kuleleri Listesi
Sivas dahil Türkiye genelindeki tarihi saat kulelerinin kapsamlı listesi ve açıklamaları.
→
📌 Araştırmacılara Not
Sivas Kalesi Saat Kulesi’nin yıkım tarihi ve nedeni hâlâ belirsizdir. Sivas İl Arşivi, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivleri ve Osmanlı dönemi haritaları bu soruya yanıt verebilecek olası kaynaklar arasındadır. Yapının görsel belgesine (fotoğraf, gravür, çizim) ulaşan araştırmacıların bulgularını Sivas Kültür Envanteri ile paylaşması bu tarihin aydınlatılmasına büyük katkı sağlayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Sivas Kalesi Saat Kulesi ne zaman yapıldı?
Yapının inşası 1803 yılına tarihlenmektedir; ancak bazı kaynaklarda 1814 tarihi de geçer. Sivas Şeriye Sicili’ndeki 1815 ve 1816 tarihli vakfiye kayıtları, yapının en geç o dönemde tamamlandığını ve işlevsel olduğunu kanıtlar. Alaaddin Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Sivas Kalesi Saat Kulesi neredeydi?
Bugün II. derece arkeolojik sit alanı olan Sivas Kalesi’nin Yukarı Toprakkale burcu üzerinde bulunuyordu. Kadir Üredi’nin aktarımına göre konumu, dönemin Kale gazinosunun on-on beş metre kadar doğusundaydı.
Kulenin bakım masrafları nasıl karşılanıyordu?
Alaaddin Paşa Vakfı’na bağlı köylerdeki toplam 7 değirmenin kira gelirleriyle karşılanıyordu. Bu vakıf düzeneği; hem çatı onarımlarını hem de saat ustasının ücretini güvence altına alıyordu. Ödeme sıklığı (aylık ya da yıllık) mütevellinin takdirine bırakılmıştı.
Saat nasıl çalışıyordu? Kadranı var mıydı?
Hayır, klasik anlamda kadran, akrep veya yelkovan bulunmuyordu. Kule, “çan saati” (striking clock) sistemini kullanıyordu: büyük bir tokmak çana vuruyor, saat kaç ise tokmak o kadar kez vuruyordu. Örneğin saat onu gösteren çan, arka arkaya on kez çalıyordu.
Sivas Kalesi Saat Kulesi neden ortadan kalktı?
Yıkım tarihi ve nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Tamamen ahşap malzemeden inşa edilmiş olması, yapıyı yangın ve çürümeye karşı savunmasız kılıyordu. Olası nedenler arasında yangın, uzun süreli bakımsızlık veya planlı yıkım sayılabilir. Arşiv araştırmalarıyla bu sorunun yanıtlanması mümkün olabilir.
Sivas’ta başka saat kulesi var mı?
Türkiye’deki saat kuleleri listesinde Sivas Jandarma Kışlası Saat Kulesi de yer almaktadır. Ancak Kalesi Saat Kulesi, kadransız çalışan özgün mekanizması ve tamamen ahşap yapısıyla diğer örneklerden ayrışan, Sivas’a özgü bir mimari anıt niteliği taşıyordu.
“Türk yumruğu gücünü andıran koca tokmak, saatte bir çanın kaburgasına indikçe, çığlıklarını duymayan kalmazdı.”
— İbrahim Olcaytu
Bu sözler, yalnızca bir kulenin değil; şehrin ortaklaşa yaşadığı bir zamanın tanımıdır. Ekmekçi fırını, değirmen, çarşı, köy — hepsi o tek sesin ritmine göre hayatını düzenliyordu. Bugün kule yok; ama Şeriye Sicili’nin o sararmış sayfalarında, Üredi’nin satırlarında ve Olcaytu’nun anlatımında o sesin yankısı hâlâ yaşıyor.
Bu yazı, var olmayan bir yapının kayıt altına alınma çabasıdır. Eğer bu konuyla ilgili fotoğraf, belge ya da sözlü anlatım bilginiz varsa Sivas Kültür Envanteri ile paylaşmanızı rica ederiz; bu tarihin aydınlatılması hepimizin ortak sorumluluğudur.
📖
Kaynaklar: Kadir Üredi (sözlü aktarım ve yerel arşiv), Ömer Demirel (tarihsel not), Oğuz Ceylan —
Kale ve Surları ile Tarihte Sivas, İbrahim Olcaytu (dönem gözlemi), Sivas Şeriye Sicili No: 367 (4 Şubat 1904) |
Sivas Kültür Envanteri